9 Eylül 2012 Pazar

Oscar Wilde - Tüm Öyküler

"Aşk iyi de dostluk daha yüce bir şey. Doğrusunu isterseniz bence bu dünyada sadık bir dost kadar soylu ve nadir bulunan bir şey yoktur." (Sadık Dost)

Efendiiiiim, sanatın ve sanatçının dostu güzel insanlar, merhabalar. Nasılsınız? Hımmm, olsun olsun, olur ara sıra öyle şeyler. Sıkmayın canınızı. Bakın bende ne vaaaar. :)

"Kesinlikle bir şey yapmak zorunda kalana kadar hiçbir şey yapmamaya karar verdi." (Dorian Gray'in Portresi)

Giriş için bu kadar zevzeklik yeter, ehem. Oscar Wilde'ın tüm öykülerinin toplandığı bu güzide eserle karşınızdayım yine. Mitra Yayınları basmış. İyi yapmış bence. Toplu öykülerin ve şiirlerin bir araya getirildiği basımları seviyorum. Ulaşması ve yazarın ya da şairin zamanla nasıl değiştiğini görmek açısından çok güzel oluyor.

"Bir süre sessizce durdular. Sonra kadın her zamanki şikayetlerine başladı. Kadınlar saldırarak kendilerini savunurlar." (Dorian Gray'in Portresi)

Daha önce toplu basım olarak Edgar Allan Poe'nun öykü ve şiirlerini okumuş ve yazmıştım. Şimdi de Oscar Wilde... Ama tabii kulvarları çok çok, daha çok, yani çooook farklı. Maksat Edgarcığım Allancığım'ın adı geçsin yazıda. :)

"Tartışma çok sıradan bir şeydir ve sosyetede herkes tam olarak aynı fikirleri paylaşır." (Göz Alıcı Fişek)

Kitapla ilgili tek sıkıntım çevirisinin yer yer can sıkacak kadar sığ olması. Nasıl yani? Şöyle ki: "O, aynada kendine baktı ve o bunu sık sık yapardı." gibi cümleler var. Benim gibi düz bir insansanız siz de bu tip cümlelerin "Aynada meymenetsiz suratına baktı, zaten bundan sık yaptığı bir iş de yoktu." gibi olmalarını istersiniz diye düşünüyorum. Tabii bu abartılı bir örnek oldu, farkındayım. Ama siz anladınız benim demek istediğimi, değil mi?

"Uygarlık öyle kolayca kazanılan bir şey değildir. Ona ulaşmanın sadece iki yolu vardır. Birincisi kültürlü olmak, ikincisi namussuz olmaktır." (Dorian Gray'in Portresi)

Dorian Gray'in Portresi'ni kesinikle okumanızı tavsiye ederim en azından. İçerisinde milyon tane aforizma var herhalde. Adamın tüm cümleleri genel kanıya ters gibi ama ikna edici. Severim böyle ters adamları, aynı ben. :) Tabii burda bahsettiğim adam Dorin Gray'in kendisi değil. Kim olduğunu da söylemeyeceğim, okuyunca görürsünüz.

"Kertenkeleler doğuştan filozoftular ve yapacak bir şey bulamadıkları zaman veya çok yağmur yağdığı için dışarı çıkamadıklarında bir araya toplanıp saatlerce düşünürlerdi." (Prensesin Doğum Günü)

Ben bir de Balıkçı ve Ruhu'nu çok beğendim. Hani tüm öyküleri okumak istemeseniz bile eliniz değmişken bunu da okuyun bence.

"Eğer bir insan sanatsal düşünüyorsa beyni kalbindedir." (Dorian Gray'in Portresi)

Söyleyeceklerim bu kadar sayın okur, şimdi gidiyorum ama yine geleceğim. Hoşça kal.

"Ancak biraz güldükten sona fakirliklerini hatırladılar ve hüzünlendiler." (Yıldız-Çocuk)

2 Eylül 2012 Pazar

İskender Pala - Od

"Bildim ki insan sevinince, üzüldüğünden daha şiddetli ağlarmış."

İskender Pala'nın son romanı Od'u da nihayet okumuş bulunmaktayım efem. Ne iyi ettim değil mi? Bence de, evet.

Normalde yine zevzek bir yazı yazma isteği ile doluyum ama çarpılırım falan diye de tırstığımdan elimden geldiğince normal olmaya çalışacağım.

"Kim deli olduğunu söylüyorsa elbette akıllıdır."

Evet, bence de. Çok doğru. Misal ben, zırdelinin tekiyim ya! Yani öyle böyle değil. Ama bu zırdeliliğin içinde nasıl yaptımsa bu kitabı okudum ve yine kızdım kendime, adam gibi ilk çıktığı zaman okusaydın ya diye. Çünkü kitabı ilk çıktığı zaman almıştım. Daha ikinci baskısı elimdeki. Neden bu kadar beklettim bimliyorum. Neyse, biraz içeriğinden bahsedelim kitabın.

Adı üstünde Od, bir Yunus romanı. Yunus Emre'yi anlatıyor. Güzel bir kurgusu var her ne kadar bana aceleye getirilip bitirilmiş gibi gelse de. Mesela ortalarındaki genişliği sonlara da yaysaymış İskender Pala, yani iki yüz sayfa daha yazsaymış fena mı olurmuş? Ama tabii İskender Pala bu, bir bildiği vardır elbet.

"Önemli olan, insanın, korkacağı bir Tanrı mı, yoksa sevip umut edeceği bir Tanrı mı istediğiydi."

Cahilliğimin boyutlarından bahsetmek istiyorum biraz da. Yunus Emre'yi ne kadar biliyordum bu kitabı okumadan önce? Sırtında bağlaması ile gezip duran bir derviş vardı gözümde nispeten. Tapduk Emre ismini duymuştum bir de ama hakkında nerdeyse hiçbir şey bilmiyordum. Bu kadar, evet. Kooca Yunus Emre hakkındaki bilgim buydu! Bana yazıklar olsun, haklısınız.

Belki de bu bilgisizlikten dolayı kitabı okurken Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlana, Tapduk Emre, Yunus Emre gibi insanların belirli zaman dilimlerinde de olsa aynı dönemde yaşadıklarını öğrendim. Yunus Emre'nin tüm bu insanlara diyaloğu olduğunu okudum ve şaşırdım. Öğrendim, öğrendikçe şaşırmaya devam ettim. Yani bugün hiç bilmeyene Mevlana deseler sırf adından ve bilinmişliğinden insan birkaç cümle kurabilir. Ama Yunus, Tapduk Emre? 

"Kurtulanlar, bilmediğini bilenlerle bildiğini bilmeyenlerdir. Onlar birbirini bilir, birbirlerinden bilir, birbirleriyle bilir."

İşte sırf bunun için dahi bence okunmalı bu kitap. Sırf bunun için dahi olsa İskender Pala'ya teşekkür edebilmeli insan. Tarafsız bakmaya çalışmak lazım, en kötü ihtimalle tarih öğreniyor insan. En iyi tarafını okuyanlar kendileri söylesinler tabii. Benim adıma yukarıda bahsettiğim cehaletimin boyutlarını anlamamı sağladı diyebilirim. Şu anda gözümde Yunus Emre'nin yeri çok daha başka.

Kitabın detaylarıyla ilgili bir şey yazmak istemiyorum, ilgilenenler zaten okumuştur ya da okuyacaktır ama bu tip tarihi kurgu kitaplarının artmasını istiyorum ben açıkçası. Gidip lise tarih kitabından kim tarih okuyup öğrenmek ister ki şu anda? Ben istemem kendi adıma. En etkin yöntemlerden birisi bu tarihi kurgu romanlar bence. Daha çok okumak ve öğrenmek lazım. Neler yatıyor tarihte neler!

"Pişmanlık kadar insana yakışan bir hal tanımadım ben Molla Kasım. Düşün ki ateşe etılmış yanıyorsun ama her yanış bir kere daha temizliyor seni."

Kitap için kardeşimle zıt düştüğümüz bir nokta yazıların büyüklüğüydü. Bana göre bir iki punto daha küçük olabilirdi. O ise böyle iyi olduğunu söylemişti. Şimdi tekrar bakınca ona hak veriyor gibiyim ama şımarmasın hemen, henüz tam kararımı vermiş değilim.

Gene düşündüğümden uzun bir yazı oldu. Buraya kadar zahmet edip okuyan YOKSA çok şey kaybeder. Çünkü birazdan hayatın anlamını açıklayacağım! Şaka şaka, heyecan yapmayın hemen. Sadece yürekten bir teşekkür etmek istiyorum ve bitiriyorum efem. Sağ olun, var olun.

"Mekan olarak yakında olmakla gönül olarak yakında olmak çok farklıydı."