Tarzanca bir başlık olduğunun farkındayım. Ama önemli olan olmak var benim niyet anlatmak. Bunu ibret olsun diye yazdım. Daha kötülerini de yapabilirim. Ehem...
Efendim, gündüz çouklarla çocuk olmayı başaran, geri kalan zamanının sanırım en azından yarısına yakınını da kitap okuyarak geçiren sevgili İrem sormuş; hangi şekilde kitap okursunuz?
Blog dünyasının birbiriyle iletişim kurmak konusunda yaptığı çok güzel bir iş sanırım bu tarz etkinlikler; yani 'mim'ler. Şimdi ben de elimden geldiğince kısa bir şekilde okuma ritüelimi (ara sıra böyle artistik kelimeler kullanmayı seviyorum, aslında karşıyım) anlatmaya çalışacağım.
Anlatması kolay olsun diye şekil üzerinden gideceğim. Genelde yatakta ya da uygun bir yerde uzanıp okumayı severim ama uzun süre kitap okuyunca pozisyon değiştirmek siz isteseniz de istemeseniz de yapmanız gereken bir işlem.
Odamda bir tekli koltuk var benim de. Onda okuduğum zamanlarda 2 numaralı pozisyonda başlarım okumaya. Bir süre sonra ne olduğunu anlamadan bakarım ki 5 numaralı forma geçmişim. Okurken kendimden geçiyorum, bildiğiniz gibi değil. :)
Ondan bir süre sonra da 6 ve 7 ile devam ediyorum ama uzun zamandır 8 ve 9 kadar abarttığım olmadı. Genelde 7'den sonra direkt 12'ye geçmiş oluyorum. Sonra bakıyorum ki tutulmalar falan başlıyor, vücudum isyan bayrağını çekti çekecek ayağa kalkıyorum. Şöööyle bir esniyorum, geriniyorum ve kadığım yerden devam ediyorum.
Vücudum ile çok dürüst bir ilişki kurduğum söylenemez gördüğünüz gibi. Bu arada 1 numaralı pozisyon çok sıradan. Kitap kurtlarının çoğu almıyordur bile bence o şekli. O ne öyle, çok düzgün bir kere! Kitap okuyan adamın şaftı kayacak arkadaş, ciddi ve yorucu bir iştir çünkü okumak. Ne benzer feyste, tivitırda felefe yapmaya (yazar burda kendine giydiriyor).
Bu arada bir de okuduğum kitabın türü ve ağırlığına göre alnımda bir T harfi oluşabiliyor sanırım benim. Tabii kendimi izleme fırsatım olmadı pek ama hissediyorum, kesin oluyor.
Bu kadar gereksiz bilgiler vermeye başladığıma göre ufaktan toparlama zamanım gelmiş demek ki. Zihnimin beni böyle çaktırmadan uyarmasına da hastayım. Beyin gerçekten bedava... Yoksa ben bu kadar bile kullanmazdım şahsen.
Hoşça kalın efendim, bol kitaplı günler dilerim.
Not: Siz de hangi pozisyonda okuduğunuzu yorum olarak belirtebilirsiniz, bence bir sakıncası yok. :)
Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun dedi, öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu o an...
saMimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saMimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Şubat 2013 Pazartesi
10 Şubat 2013 Pazar
Liebster Blog Award / Liebster Blog Ödülü
Bayanlar baylar, leydiiz end centılmıns, bir zamanlar fakir ama gururlu bir blog vardı: Rekürsif Düşünce. Ve o blog hala var! Ve o blogun artık bir de ödülü var.
Bir Kitapseverin Günlüğü adresinde ikamet etmekte olan iç ses sağ olsun, beni bu ödüle layık görmüş. Çoğu zaman burda kendi kendime konuşuyormuş gibi hissediyordum kendimi. Kaldı ki normal yaşantımda da yaptığım bir iş olduğu için kendi adıma yadırgadığım bir durum olduğunu da söyleyemem. Fakat iç ses'e bu jestinden dolayı teşekkürü (nihayet!) bir borç bilirim.
Ehem, kem küm etmelik kısmına geldim. Kendimle ilgili 11 gerçek... Hiç de hoşlanmam kendimden bahsetmekten ama bu yazıyı yazmayı da kendime iyice görev belledim. O yüzden başlıyorum. Mshn facts!
- Kendimden bahsetmekten hoşlanmam pek (yukarıdan kopya çektim olaya ısınabilmek için).
- Şu yazımdaki gerçekleri buraya bir madde olarak alabilirim.
- En ufak şeylere dahi olsa farklı bir açıdan bakmaya çalışırım; ancak genelde hep olması gereken anda değil de mesela gece yatarken aklıma gelir alternatif yöntem(ler).
- Edgar Allan Poe'nun "all that we see or seem is but a dream within a dream"; yani benim çevirimle "bir düşten ibaret tüm gördüğümüz ve göründüğümüz" lafına katılıyorum.
- İlerleyen yıllarda bir deneme kitabı yazabilirim. Ama daha okumam gereken tonla kitap ve bir o kadar da izlemem gereken belgesel var.
- Kitap okumanın bir boş zaman değerlendirme yöntemi ya da tercihi olduğunu söyleyenlerden neredeyse hiç hazzetmiyorum. Çünkü kitap okumanın bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
- Yukarıdakine paralel olarak boş zaman diye bir şeyin olduğunu da düşünmüyorum. Klasik tabirle boşa geçirilen zaman diyebilirim ona. Kaldı ki değerlendiriliyorsa boş değildir zaten o zaman. Her neyse...
- Penguenleri çok başka seviyorum.
- Tam bir Tesla'cıyım, Ediz Hun pardon Edison hakkında konuşmak istemiyorum. Aklınızı karıştırabildiysem ya da ukala görünüyorsam şuraya bir bakmanızı rica ediyorum.
- Söylemek istediklerimle söylediklerimin çok farklı olduğu dönemler yaşayabiliyorum ve nedenini haaalaaa çözebilmiş değilim.
- Herhangi bir muhabbet ortamında iki kişiykenki (yani bir ben bir de bir arkadaş) tavrım veya ifadelerim veya samimiyetim ile ikiden fazla herhangi sayıdaki kişiykenki tavırlarım veya ifadelerim veya samimiyetim hakkında devasa fark var. Daha doğrusu olabiliyor. Kalabalık seven birisi olduğum söylenemez.
1. Küçükken ne olmak isterdiniz?
İlk zamanlar pilot olmak istediğime dair hayal meyal bir şeyler hatırlıyorum ama bilgisayarı ilk gördüğüm andan itibaren ben ilerde bununla ilgili bir şey yapacağım uleeeyynn dedim veee işte burdayım!
2. "...'ya verdiğim paraya acımam" dediğiniz bir şey var mı?
Kitap! Sık sık da dile getirdiğim bir gerçektir.
3. Sizi en etkileyen kitap?
Hımmmm, benim 'en'lerim yoktur aslında ama Suç ve Ceza olabilir sanırım. Yakın tarihte yeniden okumayı da düşünüyorum. Ama etkiden kasıt sağlıksa Khaled Hosseini'nin iki kitabını da (Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş) kanserin kıyısından dönmeme sebep olan kitaplar olarak sayabilirim!
4. Okumayı tercih etmediğiniz bir kitap türü var mı?
Kişisel gelişim. Sanırm kişisel gelişemiyorum. Ot geldim saman gideceğim.
5. Okuduğunuz bir kitapta geçen unutamadığınız bir söz var mı?
Var! Harry Potter ve Melez Prens'ten bir alıntı yapacağım şimdi, okuyanlar hemen anlayacaklar zaten:
- Bunca zaman sonra mı?
- Her zaman!
6. Yazar olsanız hangi türde kitap yazarsınız?
Deneme olsa gerek. Şiire bulaşıp sanata saygısızlık etmek istemem. Kurgu yeteneğime de fazla güvenmediğim için roman yazmam büyük ihtimalle. Evet evet, deneme benim için ideal olurdu.
7. Okumaktan en çok hoşlandığınız kitap türü?
İçerisinde kara mizah barındıran tüm edebiyat eserlerini çok ama çok severim. En son okuduklarımdan Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü buna örnek verebilirim.
8. Çocukluğunuzda okuduğunuz bir kitap serisi var mıydı?
Peyami Safa'nın Cingöz Recai serisi ilk aklıma gelen. Gerçi Harry Potter'a da çocukken başladım sayılır aslında ama olsun. Cin Ali klasman dışı tabii ki, o daha çok yetişkinler için yazılmış bir seri. :)
9. Hangi yazarla tanışmak isterdiniz?
Bu sorunun tekil olması hoş olmamış, bildiğin haksızlık! Bir sürü var. Bir tane nasıl seçeyim şimdi? Edgar Allan Poe demek istiyorum o zaman.
10. Keşke filmi çekilse dediğiniz bir kitap oldu mu?
Puslu Kıtalar Atlası'nı Tarsem Singh çekse ne süper olur diye fantastik bir düşüncem var, evet. Bu görüşümde The Fall'un etkisi aşırı büyük.
11. Bir kitabın kahramanı olmak isteseydiniz hangisi olurdunuz?
Favori roman kahramanım Raskolnikov olduğu için bu seeçeneğimi de ondan yana kullanmak isterdim herhalde. İsmi yeter.
Yazı uzadıkça uzuyor bu arada, hadi hayırlısı bakalım. Sırada benim sorularım var.
- En sevdiğiniz sanat dalı nedir?
- Bir evde olmazsa olmaz diyeceğiniz eşya nedir?
- Çikolata sever misiniz? Hayır diyorsanız inanmadığımı belirterek devam ediyorum; bitter mi yoksa ne(li)?
- Bir enstrüman çalabiliyor musunuz? Çalabiliyorsanız hangisi? Çalamıyorsanız boşverin, ben de çalamıyorum. :)
- Misafirliğe gitmekten ya da size misafir gelmesinden hoşlanır mısınız?
- Daha önce hayatta yapmam dediğiniz bir şeyi yaptığınız oldu mu?
- Issız bir adaya düşseniz yanınıza kesinlikle almayacağınız tek şey ne olurdu?
- Hayatınız film olarak çekilecek olsa başrolü kim oynasın istersiniz? Ünlü biri olmak zorunda değil, demek istediğim siz hariç tanıdığınız herhangi birisi; ama kim?
- On yıl sonra tahminen bugünün ya da bugünlerin en çok neyini özleyeceksiniz?
- Gördüğünüz, duyduğunuz ya da bir şekilde şahit olduğunuz ama ben bunu birine anlatacak olsam kimse inanmaz dediğiniz bir şey oldu mu?
- Pazartesi sabahı erken kalkacak olmak mı daha kötü, hafta sonunu bomboş geçirmiş olmak mı?
Şimdi benim ödüllendireceğim 11 kişide sıra. Ben bu yazıyı yazmakta geç kaldığım ve çok fazla bildiğim blog olmadığı için (bildiklerimi çoğunu herkes biliyor; yani 200'den fazla izleyicileri var) daha önce aklımda olan ama başkaları tarafından daha önce ödüle layık görülen bir iki kişiyi de yazacağım. Umarım bir sakıncası yoktur. And the oscar goes to...
- bi kahve bi kitap (Seda)
- Kitaplarım (Settie)
- booksweetbook (bigCeres)
- Kitabxanam (Arzu Guluzade)
- KAHVE BAHANE (Zeynebi)
- kitap sever (kitapsever)
- okuyorum öyleyse yalnızım... (temerrüt)
- mecalsiz (mec.si)
- morBaykuş (Ebruts)
- Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba? (atalante)
- I.r.e.m.c.e (I.r.e.m.c.e)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

