"Duygularımız renksizleşiyor, köreliyordu, çünkü kendimizi kötülükle erdem arasında yitip gitmiş hissediyorduk, ikisi de insan doğasına aykırıydı."
Bu kitabı ne zaman aldığımı hatırlamıyorum ama ismini ve kapağını beğendiğim için aldığımı anımsıyorum. İyi ki almışım. Masalsı bir kurgusu, hoş bir anlatımı var.
İkiye Bölünen Vikont, yani Terralbalı Medardo, orijinal bir karakter. Neden? Çünkü ikiye bölünmüş. Ve yaşıyor! Her iki parçası da yaşıyor. Bir parçası bütün iyi özelliklerini taşırken, diğer yarısı tüm kötü yanlarını almış hem de. Türklerle yapılan bir savaşta boydan ikiye bölünüyor Medardo.
Calvino, bu kitabı yazmasıyla ilgili şöyle demiş: "Hepimiz bir biçimde kendimizi tamamlanmamış hissediyoruz, hepimiz bir yanımızla kendimizi gerçekleştiriyoruz, öteki yanımızla değil." Yalnız güzel konuşmuş.
Tasalı (kitapta kötü tarafa verilen isim çoğunlukla bu) memlekete dönüyor savaşın ardından; ancak İyi'nin dönüşü çeşitli sebeplerden yıllar alıyor. Tasalı'nın her şeyi kendine benzetme gibi bir özelliği var. Çiçek, hayvan, yapı, o, bu, şu, ne görse ortadan ikiye bölüyor. Geçtiği yerlerden geri kalan her şey yarım. Haliyle halk tedirgin. Yıllar yıllar sonra İyi geldiğinde, daha doğrusu İyi'nin geldiği fark edildiğinde işler biraz tuhaflaşıyor. Çünkü İyi de sürekli birilerine yardım peşinde olan ve akıl veren birisi. Onun da iyiliğinden maraz doğuyor biraz. İnsanlar ondan da kaçmaya başlıyor bir yerden sonra. Calvino güzel anlatmıştı da ben pek beceremedim.
Kısacık, resimli, kafa dağıtmak için okunabilecek bir kitap yani İkiye Bölünen Vikont. Rekin Teksoy'un çevirisi ve Emanuele Luzzati'nin çizimleri harika. Ağaca Tüneyen Baron ve Varolmayan Şövalye, serinin diğer kitapları. Calvino sonradan karar vermiş bunları bir seri olarak düşünmek gerektiğine. YKY üçünü tek kitap olarak da basmış ama ben İkiye Bölünen Vikont'u aldığımda böyle bir üçlemeden haberim yoktu. Kalan iki kitabı da okumam lazım demek ki.
Tasalı, bir gün (adeta) sırf canı sıkıldı diye köyün kızlarından birini gözüne kestiriyor ve karşısına geçip şöyle diyor: "Ben, sana sevdalanmaya karar verdim, Pamela." Yani maksat iş olsun, köy benim, seni seçtim Pikaçu. Tasalı daha matrak bir karakter zaten. Kötü ama çalışıyor. Yazarlar nedense kötü karakterleri çok daha çekici kılıyorlar ya da kılabiliyorlar. İyi ve onun gibileri gözümüze biraz sıkıcı gösteriyorlar. Gerçi en nihayetinde Calvino ikisinin bütünlüğünü sağlıyor bir şekilde. Tuhaf meseleler...
Ben, yazıyı bitirmeye karar verdim, okur. Kal sağlıcakla...
"Bazen insan kendini eksik sanır, oysa sadece gençtir."
Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun dedi, öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu o an...
30 Temmuz 2015 Perşembe
6 Ay
"Beklemenin ne olduğunu tamamen unutmuş gibiyizdir. Sabır neredeyse bir boşluğa dönüşmüştür. Unuttuğumuz şudur ki; doğru şey için doğru zamanı bekleyebilmek en büyük erdemimizdir. Varoluş, doğru zamanı beklemektir, doğru zamanda doğru yerde olmaktır belki de. Bunu ağaçlar bile bilir! Çiçeklerin ne zaman açacağını, yaprak dökümünün ne zaman başlayacağını veya gökyüzünün altında nasıl çırılçıplak kalınacağını... Çırılçıplakken de güzeldir ağaçlar, eski güzel günlerin anısına ve eskiyi bildikleri için inançla yeni baharlarını beklerler. Yeniden parlayacakları zamanı...Kaynak: burası.
Beklemeyi, nasıl bekleneceğini unutmuşuz. Her şeyi hemen şimdi istiyoruz. Telaşla istiyoruz. Deliler gibi. Bu, insanlık için büyük bir kayıp. Sabırsızlık da sabır gibi bulaşıcıdır çünkü. İnsan sessizce içinde büyüyecek bir şeyi beklediğinde, gerçek kendine dönecektir. Dönmek, varmaktır. olmaktır... Ve bir gün bir kıvılcım tutuşacaktır, ben olduğun seni tutuşturacak, alev alev yakacaktır. İşte o zaman tamamen yanacak, bambaşka biri olarak yeniden doğacaksın. Benliğin paramparça olacaktır. Yeniden tanışacağın o asıl sen her şeyin doğrusunu bilendir. Törenleri, kutlamaları ve hayatın gerçek tadını o bilir.
Zihnini açık tut. Hamile bir kadın gibi bekle. Acele etme. Beklemek oturup beklemek değildir. İnci tanesini yaratmaya girişmiş istiridye ol bak ya da bir ağaç dik ve bekle. Sabırla, sakince ama heyecanla bekle. Akıllı ol, okullu ol, sabır ol, sabriye ol. Bırak doğa kendi işini yapsın, sen de kendi işini. Şafak sökerken getirdiği gizeme inan. Ve kendi şarkını öğren. Kendini söyle."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
