5 Temmuz 2015 Pazar

Alper Canıgüz - Tatlı Rüyalar

"Ve bence hepimizin tek derdi bu Profesör, bu dünyada yalnızız; çok yalnızız."

Tatlı Rüyalar, kendi tanımıyla 'psiko-absürd romantik komedi'. Gerçekten de öyle. Okuduğum ya da izlediğim herhangi bir şey biraz olsun kara mizah ya da absürd öğeler barındırıyorsa benden keyiflisi yok. Bayılıyorum!

İsminden kendini belli ettiği şekliyle zaten düş ve gerçeğin iç içe geçtiği bir kitap bu. Eğlenceli, komik, hızlı, su gibi akıp giden bir kurgusu var. 168 sayfa, aynı gün başlayıp bitirilebilir de yani. Daha ne olsun? Karakterlerin hepsi bir tuhaf. Özellikle Hamit ile Halil İbrahim'in karşılaştıkları ilk andaki diyalogları muh-te-şem! Kahkaha attırıyor insana.

Nispeten yakın bir tarihte Murat Menteş'ten Korkma Ben Varım'ı okumuştum. Aslında bu iki kitap birbirinin kopyası gibi bir yerde. Yani ne bileyim, absürdlük olsun, kurgu olsun, hız olsun... Gerçi bu beni rahatsız eden bir durum değil. Ara sıra böyle kafa dağıtıcı kitaplar okumakta fayda var. Alper Canıgüz'ün diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum, onlar da Tatlı Rüyalar kadar enerjikse olaylar olaylar yani.

Kitabın en ön plandaki karakterlerinden birisi bir profesör olduğundan ve alanı da psikoloji olduğundan kitapta hatrı sayılır derecede teknik terim de var. Freud, Schopenhauer (inanır mısınız, tek seferde doğru yazabildim), psikanaliz, çözümlemeler, hele hele öğrencilerin rüyalarını anlattıkları ve bunların yorumlandığı anlardaki diyaloglar bu kitabı hahhaa, nihaha, hohahaa nidalarıyla okunur kılıyor. Ya da ben anırarak okumayı seviyorum, bilemedim.

Tatlı Rüyalar'ın ilk basımı 2000'de yapılmış. Ben bu satırları yazarken İletişim Yayınevi'nde yazdığına göre Haziran 2015 itibariyle 19. baskısını yapmış. Demek ki okunuyor. Güzel bir haber. Daha da okunur umarım. Bu tip hızlı okumaya elverişli kitaplar aslında kitap okuma alışkanlığı edinmek için de birebir diye düşünmüşümdür hep.

Böylece bir kitabı daha geride bırakmış olmanın yarattığı boşlukla sözlerime son veriyorum. Kitapta ağır olarak nitelendirebileceğim iki alıntıdan birisiyle yazıya başlamıştım, bir diğeri ile de yazıyı bitireyim. Kalın sağlıcakla efendim.

"İnsanın, gerçeğine katlanamadığı bir hayata dişiyle tırnağıyla sarılması iğrenç değil de nedir?"

2 yorum:

  1. Henüz hiç Alper Canıgüz okumamış olsam da kitabın içeriği beni meraklandırdı. Belki bu kitabıyla başlayabillirim.
    Bu arada şu ışıklı okuma gözlükleri kullanışlı mı? Çok uzun süredir okuma ışığı arayışındayım da.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de sadece bu kitabını okudum şimdilik ama gönül rahatlığıyla önerebilirim.

      Gözlüklere gelince, fena değiller. Işık etmelerinde bir sorun yok, ışık yeterli; ancak direkt karşıya vuruyor ışık. O sorun oluyor biraz. Yani gözlüğü biraz burna doğru kaydırmak gerekiyor ışık kitaba vursun diye. Belli bir açıyla aşağı verseymişler ışığı çok daha güzel olacakmış.

      Sil