27 Aralık 2013 Cuma

Kameralı ve renkli ayrıyeten polifonik cep telefonu

Bundan yaklaşık yedi sekiz sene evvel (yılını unutmuşum, emin olamadım) kardeşimin anket defterlerinden birisini doldurmuşum. Hatta iki kere doldurmuşum bir buçuk sene arayla. Bunların bir tanesinde sahip olmak istediğiniz bir şey yazın gibisinden sanırım bir soru varmış. Benim buraya yazdığım cevap, bu yazıyı yazma sebebim: kameralı ve renkli ayrıyeten polifonik cep telefonu.

Off, şimdi neresinden başlasam da kendimi rezil etsem, yerin dibine soksam bilemedim. Böyle ağır bir ergenlik geçirilebilir mi? Geçirilemez. Soranlara hep on iki buçuk yaşındayım demem işte bu yüzden sevgili ahali. Hahahaaa, bu nedir Mustafa? Bugünlere iyi gelmişsin oğlum sen, valla bak. Te Allah'ım yaa...

Şimdi, bir kere insan orada bir yerlere bir virgül koyar bi zahmet, nereye olacağını da ben demeyeyim. Sonra, evet sonra, aslında sonrası yok. Vay canına, tek virgülle kurtardım. Edebi zemin o zamandan varmış demek de tam oturmamış. O zaman dalga geçelim biraz.

İnsanın en çok sahip olmak istediği şeydi işte bir zamanlar 'kameralı ve renkli ayrıyeten polifonik cep telefonu'. Heves var, potansiyel var. Ama vizyon yok! İnsan biraz büyük düşünür diyeceğim ama kendi kendime mütevazı davranmışım diye avunmaya çalışıyorum bir yandan. Görüyor musunuz, hala ergen halimle kavga ediyorum resmen.

Çok tuhaf geliyor lan, acayip tuhaf geliyor. Yani hayatta en çok sahip olmak istediği şey bu olan insan bana şu anda o kadar uzak ki. Fakat o kadddar uzak ki... Yalnız çok uzak... Kabul edelim çok uzak...

Bu gerçeği geçen bayram tatilinde gecenin bir vakti ne yapsak diye otururken fark ettik. Nasıl insanlarsak gecenin bir vakti konuyu anket defterlerine getirebilmişiz bu arada, kardeşler olarak var bizde bir sıkıntı ama çözemedim henüz.

Burdan sonrasını tahmin edersiniz (şu cümleyi her okuduğum yerde de kendimi yük altına girmiş hissederim, yazmayın şunu lütfen, ben hiç yapıyor muyum). Oturduk, defteri birer kere daha dolduruk. Hayatımda yaptığım en süpersonik işlerden birisi oldu bence. Kardeşimden hiç de böyle zekice bir fikir çıkacağını ummazdım (kızma yiiiiğğğrımmm).

Bu sefer aynı soruya cevap vermeden önce biraz düşündüm. Dedim neredeyse çeyrek asır doldurdun Mustafa, şunu on sene sonra okuyunca bir polifonik telefon vakası daha olmasın yani, lütfen. Fakat inanır mısınız, şu anda ne yazdığımı dahi hatırlamıyorum. Ne sıkıntılı birisiyim ben böyle arkadaş.

Fakat!

Fakat şöyle kazık bir soru vardı: almaktan en çok hoşlanacağınız hediye. Devam etmeden önce bir konuya açıklık getirmek isterim. Ben hayatta 'en'leri olan birisi değilim. Anım anıma uymayabilir ya da bir ömür bir konuda aynı düşünceye sahip olabilirim. Zaten bu 'en'ler muhabbetine de inceden uyuz olagelmişimdir hep. Konuya dönersek...

Bu soruya dedim, cevap vermeden önce ciddi düşünmem lazım. Resmen içime döndüm o an ve düşündüm. Tereddütsüz aldığım cevabıysa hemen yazdım zaten: defter; ama yazılı. Evet, içi yazılmış bir defter benim için en mükemmel hediye olurdu. O hediyeyi bana verecek birisi iki sayfacık olsun yazmış olsun içini, benden bahtiyarını bulamazsınız. Şu anda buna verdiğim kıymeti anlatmaya ifadelerim yetmiyor ama adım gibi eminim oralarda bir yerde beni anlayanların olduğundan. Siz, mükemmel insanlarsınız işte. :)

Sonuç olarak geçen haftaki doğum günümde en sevdiğim filmlerden olan Leon'un defterini aldım hediye olarak. Beklemiyordum ne yalan söyleyeyim; ancak defteri elime alıp içini açınca jeton düştü. Bu harika jestleri için biricik kardeşlerime hepinizin huzurunda teşekkür ediyorum tekrar. Sayelerinde ben, mutlu olmak için azımsanmayacak sayıda sebebi olan bir abi olup çıkıyorum. Allah'ım, sen bozma ya Rabb'im. Amin...

Durup dururken bu yazıyı yazasım geldi, çok ertelemiştim zira. İçim rahatladı resmen. Seni de seviyorum lan Rekürsif Düşünce, yaptığım en güzel işlerden birisisin. Birkaç sene sonra burada yazdıklarımı okurken polifonik telefondan beter hislere kapılabilirim ama olsun. Söz bak, hiç pişman olmayacağım.

Hadi bize eyvallah şimdilik sevgili okur. Sen de süper bir insansın, ve kabul et ya da etme senden bir tane daha yok. Hayır, bana inanmıyorsanız genetiğe inanın yani, ondan şeettim.

Kalın sağlıcakla efem...

6 yorum:

  1. insanın
    böyle anlamlı hediyeler alabildiği bir çevresinin olması çok güzel
    bişey. hayır yani ben de doğum günümde böyle bir hediye almıştım da
    ordan biliyorum)) biliyorum yani, çok hoş bişey.

    bakalım siz neler yazacaksınız o deftere.. paylaşırsınız beeelki

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, gerçekten çok güzel. İşte bilen biliyor yani. :) O deftere bir şey yazar mıyıııım, yazarsam da paylaşır mıyıııım... Bilemiyorum ama sanmıyorum. :))

      Sil
  2. eskiler eskiler eski ve masumluklar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Di mi, di mi, di mi Özlem? :)

      Sil
  3. Ya o anketler ah o anketler. Ne gıcık ne saçma sorular barındırırdı bünyesinde. Bir de zorla cevaplatirlardi. Cocuklugumdaki sıkıntının kaynaklarindan biridir.
    Defter konusunda sonuna kadar haklisin. Kelimelerin sihrini kesfetmis sevdiklerinin bulunmasi çok kiymetli gercekten de.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O anketler yüzünden ne arkadaşlıklar yıkılmış, ne triplere girilmiştir kim bilir... :))

      Kelimelerin sihrini keşfetmiş sevdiklerim... Hımmm, yüz verme şunlara yaa! :))) Çok haklısın ama, kıymetleri paha biçilemez. :)

      Sil