12 Mart 2017 Pazar

Mâra

Bu hafta sonu Yeniköy'de yağmur vardı. Yer yer çise, yer yer yağmur; ama hep bir ıslaklık. Sıcak havayı sevmeyen birisi olarak bu güzel havayı değerlendireyim dedim ve evden çıktım. Böyle deyince açık hava ticaretine başlayacakmışım gibi oldu. Yok, öyle değil.

Dün de yine kendi çapında bir cumartesiydi. Aynı üç demir kapıyı takip ederek çıktım yola. Yürümeye başladım. Belki de hayatımda ilk kez amaçsızca, ille de bir yere gitmek için değil, öylesine yürümeye başladım. Sahil boyunca ilerledim. Ne çok insan var. Herkes var. Evdeyken görmüyor insan. Ciddiyim.

Belli bir süre gittim ve baktım ki kırk beş dakika olmuş. Bu yolun dönüşü de var dedim. Kendime böyle küçük tehditler savurmayı severim. Anında çark ettim ve karşının kaldırımına geçtim. Böylece gelirkenki rotamı ve hayali beni izleyebilecektim. Bunu sıklıkla yaparım. Aslında bilinçli yaptığımı da sanmıyorum. Konuşurken de olur, yaklaşık kırk beş derece açıyla karşıdan bir yerden içinde bulunduğum ortamı izlerim. Kendi üzerimdeki bu göz hapsi ara sıra işime yarasa da bazen sıkıcı olabiliyor. Çok değişik bir tür psikopatım.

Bu yürüyüş benim için çok verimli oldu. Hayatım boyunca kendi zihnimde bir şeylerin yapılabilirliğine çektiğim o büyük duvarı fark ettim, daha doğrusu aslında artık o duvarın var olmadığını fark ettim demem daha doğru sanırım. O ilk adımı atana kadar çok zor gelir ama attıktan sonra gerisi çorap söküğü gibi gelir konusu var ya, işte evren o konuda çok haklı. Ne olacaksa olmalı. Olmaması için ertelenen süre eninde sonunda kişinin kendisine yük olarak geri dönüyor. Ciyzıs krayst, bunları aşmalıyız.

Tıkandım. Aslında kafamda bir şeyler var ama yazıya dökecek kadar sıraya koyamıyorum. Yazmak da istiyorum. Çünkü şu vakit tam olarak bunun vakti. Her şey müsait. Göz göze geldiğim eşyalar kulağıma bir şey fısıldamıyor. Sanırım aklım hala Mâra'da. Bu yazıya başlamadan önce tekrar okumuştum. Tuhaf ve de mistik bir yanı olan Asaf Halet Çelebi'nin belki de en sevdiğim şiiri. Bilmemek bilmekten gerçekten iyi midir? Düşünmeden yaşayabilir miyiz? Bunların kesin olumlu yanıtları olduğu bilsem anında kabul eder miydim? Olasılıklardan hoşlanmıyorum, belirsizliklerden de. Çok fazla seçeneğimin olmasını da sevmem zaten.

Ben aslında buraya çok fazla şey yazabilirim ama başlangıçta bu bloğu ismen açmakla hata etmişim. Ne temasını, ne havasını, ne suyunu değiştirmek istemediğim için de kıyamıyorum. Bilgisayar mühendisiyim ve sanal benle aramda duygusal bir bağ var. Allah başkar dert vermesin dediğinizi duyar gibiyim. Amin.

Mâra'yla bitirelim. Bu güzellik burada bulunmalı şüphesiz.
bilmemek bilmekten iyidir
düşünmeden yaşayalım
mâra
günü ve saatleri ne yapacaksın
senelerin bile ehemmiyeti yoktur

seni ne tanıdığım günleri hatırlarım
ne seneleri

yalnız seni hatırlarım
ki benim gibi bir insansın

tanımamak tanımaktan iyidir
seni bir kere tanıdıktan sonra
yaşamak acısını da tanıdım
bu acıyı beraber tadalım
mâra

başım omzunda iken sayıkladığıma bakma
beni istediğin yere götür
ikimiz de ne uykudayız
ne uyanık

4 yorum:

  1. Olasılıklardan hoşlanmıyorum, belirsizliklerden de. Çok fazla seçeneğimin olmasını da sevmem zaten."
    Bu bölümü çok sevdim ve şiiri de...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler efendim, o şiir sevilmeyecek gibi değil zaten. :)

      Sil
  2. ''bilmemek bilmekten iyidir. tanımamak tanımaktan iyidir.''
    Düşünüyorum, düşünüyorum emin olamıyorum. Bilmeyip ot gibi yaşamak mı, bilip acı çekmek mi?
    Pek emin değilim. Bilmediğimi bilmiyorsam sorun yok galiba.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmeyen ama bilmediğini de bilmeyen en tehlikeli insan türüdür ama sanki biraz sevgili acemi blogger. :) Senin demek istediğinin o olmadığını anlıyorum ama. Birtakım derin konular...

      Sil