20 Nisan 2014 Pazar

George Orwell - 1984

Başlamadan önce ufak bir not: Yazının en sonunda kitabın sonuna dair az biraz bilgi vermiş olabilirim (olmayabilirim de). Uyarmak istedim, yoksa vicdanım rahat bırakmaz beni. Hoopss, o göz aşağı kaymasın o yüzden, aman diyeyim.

"KAHROLSUN BÜYÜK BİRADER!"

Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünya'sı ve Ray Bradbury'nin Fahrenheit 451'inin ardından distopya türünde çok sağlam adımlarla ilerlemeye devam ediyorum. İlk etapta okumak istediğim dört distopik kitaptan geriye sadece Yevgeni Zamyatin'in Biz'i kaldı. Şu ana kadar okuduklarım içerisinde sanırım en etkileyicisi 1984 oldu.

Nedeni için bu seferlik farklı bir anlatım şekli deneyeyim diyorum. Onun için gelin biraz kafa kafaya verelim.

Sonsuz bir iktidar, sonsuz bir güç istiyorsunuz. Diyelim bir şekilde iktidara geldiniz. Bunu nasıl sürekli kılarsınız? Ne yapmak lazım? Bu konuları merak ediyorsanız bu kitap sizin için distopya değil, bir ütopya. Onun için lütfen böyle düşünmekten bir an önce vazgeçin. Bir de sizinle uğraşmayalım. Ama bu konuların üzerine yine de biraz eğilmemiz lazım.

Öncelikle toplumun bize tehdit oluşturmaması lazım, değil mi? Bunun için de toplumu oluşturan her bir bireyi bir şekilde gözetim altında tutmamız ve çaktırmadan bizim istediğimiz şekilde davranmalarını sağlamamız lazım. Düşünmelerini istemeyiz mesela, hele hele kuşkulanmalarını ve sorgulamalarını hiç istemeyiz. Onun için her bir bireyi günün her anında meşgul tutmanın bir yolunu bulmalıyız.

Meşgul tutmalıyız; çünkü boş bırakacağımız bir anda normal şartlarda bireyi özgürleştirecek bir fikrin filizlenmesine tahammülümüz yok. Bu durumda bir şekilde daima izlemek ve yönlendirmek durumundayız. Evlerini izleyelim, bunu bilsinler üstelik. Görebilecekleri şekilde izleyelim. Çalışırken izleyelim sonra. Başlarını kaldıramasınlar ya da yeri geldi mi sıkıntıdan patlasınlar; ama hiçbir yere hareket edemesinler.

Pek tabii ki dilde de çeşitli yeniliklere ihtiyacımız olacak. O ne öyle, her şey için birden fazla kelime var. Olmaz. Bunlara gerek yok. Sığ kalıplar nelerine yetmiyor? Hoşuna gitmediği zaman 'kötü', 'iğrenç', 'rezil', 'pis' vb. bir sürü lafa tahammülümüz yok. Bunları kullanmayı bilen düşünmesini de bilir. O zaman ne yapıyoruz? Her durum için bir tek kelime seçiyoruz. Mesela 'iyi' diyoruz. Hoşuna gitmedi mi? 'İyi değil' de. Böylece biraz önceki tüm anlamları birden karşılamış da olursun.

Bu ve benzeri daha birkaç yöntemi başarılı bir şekilde uygulayınca o toplumu ele geçirmiş oluruz zaten. Ondan sonra ne iktidarın hareketleri sorgulanır ne de düzen bozulur. Zaten amacımız da bu değil miydi?

Sevgili okur, şu ana kadar yazdıklarım kitabın anlattıklarının yanında devede kulak kalıyor. Bu kitabı okumak lazım azizim. Epey zaman önce bir psikolojik çalışma okumuştum. Sürekli gözlenen, izlenen insanlar (kamera vb. ile) davranışlarını değiştiriyorlar ve çekingen oluyorlarmış. Yani bence de doğru. Kendimden biliyorum. Kendimiz olamıyoruz o anlarda biz. Benim istemediğim birisi beni ne demeye izlesin sürekli? Kime ne lan benim ne yaptığımdan? Saçma sapan işler vesselam, bu konulara kafa yormak lazım.

Onun için siz de okuyun bu kitabı ve tehlikenin farkında olun. Yoksa ne olacağını söyleyeyim mi? Yoksa hepimize bunu dedirtecekler:

2 x 2 = 5

Düşünün, sorgulayın, merak edin, araştırın, okuyun, okutun.
 

14 Nisan 2014 Pazartesi

Jane Austen - Aşk ve Gurur (Kitap + Film)

İlk baskısını ta 1813'te yapan ve dönemini eleştirmesinin yanında yazarının ileri görüşlülüğünü de gösteren bir kitap Aşk ve Gurur.

Dönemi eleştiriyor; çünkü geçtiği yerde, yani dönemin İngiltere'sinde kadınların tek bir düşüncesi varsa o da evlilik. Millet kafayı evlilikle bozmuş resmen. Yirmisine girip de hala evlenmemiş kızlar yerin dibine sokuluyormuş o dönemler evde kaldı diye. Evliliğin en önemli şartıysa varlıklı birisiyle evlenmek! Ne güzel, di mi?

Jane Austen'in hiç evlenmemiş olduğunu düşünürsek baş karakteri Elizabeth Bennet üzerinden söylediği cümleler az çok kendi bakış açısını yansıtıyor diyebilir miyiz acaba? Bence deriz, ben derim yani. Özellikle Elizabeth'in bu para hırsına gülüp geçmesi ve mantıklı düşünce yapısı zamanının çok ilerisinde, günümüze daha yakın bir profil çizmesine sebep oluyor. Mantıklı insanın hali bir başka. Tamam, biraz inatçlık ve dikbaşlılık da var.

Su gibi akıp gidiyor bu arada kitap. Ne ara bittiğini anlamadım. Bunda kısa kısa bölümlerden oluşması da etkilidir tabii de ben özellikle Austen'in akıcı dilini çok beğendim. Yoksa çeviriden mi kaynaklanıyor bu? Çevirmen Nihal Yeğinobalı'nın çok usta bir isim olduğunu biliyoruz çünkü. Ben bunların her ikisi de geçerli diye düşünüyorum.

Kitabın Türkçe çevirilerinde Aşk ve Gurur'dan başka Gurur ve Önyargı ismi de kullanılmış (ya da tam tersi, bilemedim). Orijinal isminin Pride and Prejudice olduğunu biliyoruz; yani birebir çevirisi için Gurur ve Önyargı daha doğru. Karakterleri düşününce de Gurur (Darcy) ve Önyargı (Elizabeth) daha doğru. E, daha niye Aşk ve Gurur olmuş o zaman? İşte bunlar hep pazarlama.

Elizabeth'in babası Bay Bennet, en sevdiğim karakter oldu. Mükemmel bir mizah yeteneği de varmış Austen'in ve hepsini Bay Bennet üzerinden aksettirmiş resmen. Karısı Bayan Bennet'a verdiği bazı cevaplar durup dururken kahkaha atmama sebep oldu. Çok iyi yazılmış. Tabii bunda karakterin vurdumduymazlığı mı desem, tembelliği mi desem, o da etkili ama hangimiz kusursuzuz ki? Böyle de acayip saçma bir şekilde bağlamış oldum. Aferin bana.

Diğer karakterlerden de Bay Collins için ne desem az. Hele ki Bay Bennet'a yazdığı mektuplar, hahhaa, böyle bir şey olamaz. Ekşisözlük'te bir arkadaş kendisinin Türk olduğunu düşünüyorum diye yazmış, benim niye hiç aklıma gelmedi bilmiyorum. Çok haklı! :)

Kitabın birçok film ve dizi uyarlaması var. Ben en son çekilen Pride & Prejudice'i izledim. Hem yönetmeni Joe Wright başarılı bir uyarlamacı hem de yönetmen oyuncu işbirliği konusunda Keira Knightley ile acayip bir uyum yakalamış haldeler. Gerçi son filmleri Anna Karenina'yı izlemedim henüz ama o kadar olur artık.

Bu film hakkında konuşursak, öncelikle dikkat etmemiz gereken jeneriğin başında uyarlama değil de 'esinlenilmiştir' şeklinde bir bilgilendirme bulunması. Yani aslında kitabı filme çekmişler demek çok doğru değil, kitabı esas alıp kendilerine göre yorumlamışlar. Böylece birebir uyarlama olsa çok fena eleştirebileceğim yerleri eleştiremez oluyorum. Resmen bana inat olsun diye yapmışlar. Vay arkadaş...

Neymiş bu kadar hoşuna gitmeyen derseniz, öncelikle yukarıda özellikle belirttiğim matrak Bay Bennet'ın kitaptaki haliyle çok alakasız bir karakter olmasını saymam lazım. Filmde hiç de komik değil. Hayal kırıklığı resmen. Ayrıca bazı sahnelerde karakterlerin edindikleri bilgiler aslında kitapta hiç de öyle değiller, çok daha çetrefilli öğrenmeleri lazımdı onların o bilgileri. Hani ufak tefek meseleler olsa tamam diyeceğim ama değil işte, kitap hakkında okumayanların zevkini kaçıracak bir şey söylemek istemediğim için daha derine inemiyorum.

Yine ne varsa IMDB Trivia sayfasında var. Şok edici bir bilgi edindim film hakkında. Bu filmde Jane karakterini oynayan ve gerçekten de en az kitapta bahsedildiği kadar güzel olan (maşallah) Rosamund Pike, bu filmde rol almak için Harry Potter ve Ateş Kadehi'nde Rita Skeeter'ı oynama teklifini geri çevirmiş. Olaya gel! Gözümde ömür boyu çirkef olacaktı, o rolü es geçip Jane'i seçince ömür boyu güzellik abidesi olacak. Bazı şeyler çok ilginç...

En başarılı oyuncu olarak da Darcy rolündeki Matthew Macfadyen'i seçiyorum. Kitaptan çıkmış gelmiş adeta, çok başarılı. Kendisini de hiç tanımıyordum, böylece tanışmış olduk. İkinci olarak da Mrs. Bennet rolündeki Brenda Blethyn diyeceğim. O da en az kitaptaki kadar iyiydi bana göre.

Böyleyken böyle işte millet, adamlar yapıyor gördüğünüz gibi. Yani ben şu filmi kitabı okumamış olsam bile sırf Joe Wright'ın uzun sekansları için beğenirdim. Acayip zaafım var bu tek çekim sahnelere.

Aşk ve Gurur sayesinde yapmış olduğum bu ufak ve tarihi İngiltere gezimin sonuna gelmiş bulunuyorum. Daha sonraki yolculuklarımda tekrar birlikte olmak dileğiyle hepinizi selamlıyorum. Hoşça kalın.

Dipnot: Dün acayip bir şey oldu. Çok hoşuma gitti. Tekrar teşekkür ediyor ve sahibinin de yüksek müsadesiyle buraya bir ekran görüntüsü koymak istiyorum.