4 Kasım 2012 Pazar

Edip Cansever - Sonrası Kalır I

Kim biner bu gemiye insandan kıyılar yapılırken (Ey)

Selamlar ve saygılar güzel insanlar! Edip Cansever'in tüm şiirlerinin toplandığı Sonrası Kalır'ın birinci cildini bitirdiğimi söylemekten onur duyarım. Daha önce kitabın bitmesini bekleyemeden bir Tragedyalar yazısı yazmıştım. Şimdi hazır kitabı da bitirmişken genel bir göz atmakta fayda var diye düşündüm. Çok düşünceliyim, değil mi?

İnsan günün her parçasında yaşamıyor
Bu çok doğru
Evet bu çok doğru. (Çember - VI) 

Kitap 664 sayfa; şimdi beğendiğim şiirleri yazmaya kalksam blog stack overflow hatası verir diye tırsıyorum. Ne yapsam acaba? En iyisi fazla düşünmeden, nasıl gelirse öyle devam etmek. Evet evet.

Biraz da susmalıyız, insan bir şeyler aramalı kendinde (Umutsuzlar Parkı - V)

Edip Cansever çok ayrı bir şairmiş, bunu baştan söyleyebilirim. Daha önce Necip Fazıl, Orhan Veli, Cahit Sıtkı, Cemal Süreya, ne bileyim Edgar Allan Poe falan okudum ama Edip Cansever hepsinden başka. Şiir yazıyorum, kafiyesi redifi falan olsun gibi bir düşüncesi yok. İhtiyacı  da yok. Düzyazı gibi yazmış ama o kadar doğal ve güzel yazmış ki kafiye ve redif aramıyorsunuz zaten. Konuşur, dertleşir gibi okuyorsunuz. Bunu nasıl başarmış hakikaten aklım almıyor. Gerçi adamın hayatı da buymuş. Cemal Süreya'nın deyimiyle "her şeyin fazlası zarardır derler / fazla şiirden gitti Edip Cansever". Anlayın yani.

Bir kişi bile değilim yalnızlıktan (Ben Bu Kadar Değilim)

Şimdi bakalım hangi kitaplar var bu baskıda: İkindi Üstü (ki kendisini anmak bile istememiş Edip Cansever sonradan. Halbuki ben birçok şiirini çok beğendim, vay arkadaş. Adamın beğenmediği şiire ben hayran kalıyorum, hayat çok tuhaf. Parantez de bi bitmedi di mi?), Dirlik Düzenlik, Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Petrol, Nerde Antigone, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup, Kirli Ağustos veee Sonrası Kalır.

Kalır ilk aşk, kalırız öyle yenik, savaşsız tapınaklarda
Buzullar ve ölümsüzler gibi tadılmaz sallantılarda
Sonra ki gerçek olur aşklar da unutulmakla
Güçlenir yalnızlığımız -çünkü bir gün nasılsa
Çirkindir birgörünmek, yarışmak olağanlıkta-

Sanki böyle kalmışsak ne çıkar karanlıkta
Yaşarız yaşanırsa azıcık ayrıntılarda
Sen sıkıntı mavi ve uzun
Boşalan bardakları bir daha bir daha doldurduğumuzun (Gökanlam - II) 

İkindi Üstü, Masa Da Masaymış Ha..., Dipsiz Testi, Fıldırfış, Yengeç Gibi, Berbere Bak, Karşıtlık, Yangın (kesinlikle süper!), Salıncak (dört kısım ve hepsi ayrı güzel), Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka (kitabın burasına kadarki favori şiirimdi, hele ki ilk ve son üç satırı (aşağıdaki üç dize de diyebiliriz)... Bu arada şiir toplamda yirmi üç sayfa, konsantre olmak lazım).

Ne çıkar siz bizi anlamasanız da
Evet, siz bizi anlamasanız da ne çıkar
Eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da (Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka)

Buraya kadar Tragedyalar'a gelmiş oluyoruz kitapta. Daha yarısı bile değil kitabın. Tragedyalar zaten başlı başına bir şaheser gözümde ve bir tiyatro oyunu falan olsa kesinlikle gitmek isterdim. Kitabın girişinde de belirtildiği gibi Tragedyalar'dan sonraki şiirler hafiften özgürlük teması ya da nasıl diyelim, kitapta geçen cümleyle 'sol siyasal eylemlere duygusal ve düşünsel planda katılışın şiirler' olmaya başlıyor.

Ben, diyorum, demek oluyor ki bir anlamım vardı benim de
Düşünen bir şey olarak ve düşündüren
Ama korkarak söylüyorum, çok ağır bir yük gibi taşıyordum bunu da (Pesüs - III) 

Ben şahsen apolitik bir insan olduğumdan herhangi bir önyargıya sebep olmadı okurken. Ama ilk olarak Yerçekimli Karanfil'den bir şiir, sonra da mesela Sonrası Kalır'dan bir şiir okununca gerçekten arada bir fark olduğu belli oluyor. Ama ben çıkıp da yukarıdaki gibi artistik bir tanım yapamazdım bunun için. Olsa olsa 'aabi nolmuş bu adama ya, bildiğin yardırmış gitmiş adam' falan derdim. Düz bir insanım, evet.

Ve yürürlükten kalkmış bir sözü tekrarlıyorum: sevin ki her şey olur
Sevin ki her şey olur
Olmuyor, biliyorum. (Dökümcü Niko ve Arkadaşları - IV

Ama şu yukarıdaki dizelere bir bakar mısınız? Hep diyorum, ben böyle bir şeyi anlatmaya çalışsam sayfalarca kompozisyon yazmam gerekir. Kaldı ki sonunda da beceremem büyük ihtimalle ama adam gitmiş üç (rakamla 3) dize ile işi bitirmiş. Ceketimi giydim, önümü ilikledim, saygı duydum.

İnsanın insana verebileceği en değerli şey
Yalnızlıktır. (Cin)

Amma lakin ki şunu da belirtmem lazım ki burdan sonraki şiirleri daha çok beğendim. Çünkü neden? Çünkü çoğunu anlamadım bile. Evet, anlamadığım şeyleri çok beğeniyorum. Kafamı kurcalamasını seviyorum sanırım.

Kazılardan yorgun çıkmışım
Gözlerimde düş fosilleri (Kesit)

Pesüs (özellikle birinci kısmının son üç bentini baştan aşağı işaretlemişim), Ölümle Bakılan, Yengeç, Ölü Sirenler, Kar Yağacak, Kuş Sürülerinden Bir Duvar, Aydınlığın Dört Bir Yanı, Saate Bakmak, İdris'le Konuşma, Dostlar (çok fena ve güzel bir şiir bu da bence), Gül Kokuyorsun, Sonrası Kalır da ayrıca okunması gereken şiirler gibi geliyor bana. Her birinin farklı birer havası var.     

Üç kişiyle başka türlü konuşulur, bir kişiyle
Kendini açıklar insan (Yengeç)

Bu arada sanırım blogumun en uzun yazısı olmakta bu yazı ve bundan da ayrı bir gurur duyuyorum. Edip Cansever gibi şaire az bile. Heyt beee, kendimi de gaza getirdim gene.

... ve kemikleri bunlar gökyüzünün
Altında öyle tedirgin ilk çocukları ölümün (Gökanlam - III)

Madem epeyce uzattım, okuyan da azdır zaten buraya kadar, şunu da söyleyeyim. Bu adamlar nasıl yazmışlar böyle çok merak ediyorum. Ne kadar şair varsa bir o kadar yalnızlık var resmen. Bu adamların mutsuzlukları ya da yalnızlıklarını mı seviyorum yani ben şiirleri sevince? E, değil. Öyle değil. Bunu yazabilen adam yalnız bırakılır mı? Demek ki onun için kıymetleri çoğunlukla ölümlerinden sonra anlaşılıyor. Adamlar çekiyor onca sıkıntıyı falan, çekmişler daha doğrusu. Çok ilginç.

Bir gün de bir cami avlusunda güvercinleri taşladım
Gözleri kör bir kadın mısır satıyordu
Ağlamak istedi ben güvercinleri ürkütünce
O an düşünemedimse de sonradan aklıma takıldı
Gözleri kör bir insan nasıl ağlar diye.

Son olarak üstünde bir taşın.
Oturdum saatlerce. (Şahinin Kopardığı Elmas - III

Nerde okumuştum şimdi emin olamıyorum ama eğer yanlış hatırlamıyorsam Edip Cansever öyle pek fakir bir insan değilmiş. Yani dünya tarihinde adını bildiğimiz çoğu ustanın aksine parası varmış. Ve bu durum sebebiyle kendisini sevmeyen de çokça insan varmış. Adam kapatmış kendini yazıhanesine (ya da ofisine, adı her neyse), sabah akşam bir şeyler üretmiş. Kafaya bak be, helal olsun. Bu arada eğer bu yazdıklarım yanlışsa ve kanıt gösterebilirseniz ağzınıza geleni söyleyemekte serbestsiniz. Hak etmiş olurum çünkü.

Biliyorsun, bizim her türlü yalnızlığımız
Yeni bir dil olacak yarın. (Akdeniz Salgını - V)

O kadar yalnızlarmış falan dedim de yukarıdaki dizeleri geldi aklıma ayrıca. Onun için buraya koymak istedim bu dizeleri. Belki de haklıdır. Gerçi şimdi haklıdır dedim ama anlatsana ne demek istemiş deseniz anlatamam. Kelimeler kifayetsiz kalabilir, bu da beni üzebilir. Size bir şey olmasın.

Bir saat ne kadar yaşar bir eskici dükkanında
Bir ırmak bir taş köprüye sarmaşıksa. (Kül - Külden Adamlar)

Abartıyor olabilirim, sık sık yaptığım bir iştir. Zevk alıyorum çünkü çoğunlukla abartmaktan. Fakat şu yukarıdaki dizeyi okuduğumda abartısız bir dakika yirmi saniye falan duraklamışımdır. Evet, abartmayınca pek güzel olmadı gördüğünüz gibi. Neyse, ne diyordum? Ha, evet, yukarıdaki dizeler... Eskici dükkanındaki bir saatin ömrü... Çk çk çk... Ya arkadaş, bir insanın aklına nasıl böyle bir fikir gelir? Hadi geldi diyelim nasıl bu kadar güzel ve net ifade eder? Ne kadar yaşarım bilmiyorum ama buna benzer, benzer derken kalite olarak kilometrelerce ötesinden geçecek bir laf etmem dahi mümkün değil gibi geliyor bana.

Özlem ki tutkunluktur bir başkasının özlemine
Dalgalı camın ardında büyüyerekten
Bir çocuk hızla geçiyor bisikletiyle. (Suçtur Çocuğun Olmak)

Sonrası Kalır I bitti ve bu yazı ortaya çıktı. Vay canına.... Yukarıdaki şiirlerin yanına yazmadığım bir şiir var ki bütün kitapta en beğendiğim şiir oldu sanırım. Yazının tamamını okuyanlara sonsuz şükranlarımı sunarak bu güzide şiiri de belirtmek isterim: Mendilimde Kan Sesleri. Bu şiiri okuyun, okuyun bu şiiri!

İyimser bir duvarcıyım her gün bir tuğla düşürürüm elimden
Bu yüzden gecikirim
Size bu sıkıntı kalır. (Sonrası Kalır)

Ezel'i izleyenler bilirler, bu kitap aynı zamanda dayının vurulduğu bölümde üstünde can yeleği niyetine kullandığı, o kadar sevdiği kitaptı. Belki ben de sırf o yüzden almıştım en başta, hatırlamıyorum. Ama her ne sebeple olursa olsun iyi ki almışım, iyi ki okumuşum, iyi ki bir bu kadar kalınlıkta bir ikinci kitap var. Onu da okuyup paylaşmak niyetiyle hoşça kalın efendim. Yazıma aşağıdaki dizelerle -nihayet- son vermek isterim. Esen kalın.

Gerçekte bir sevinç, bir mutluluk yok değildir yüreklerimizde
Sevgiler umutlar yok değildir
Öyleyse neden çabuk küseriz birbirimize
Çabuk öfkeleniriz
Durup durup böyle hüzünlenmemiz neden
Anlamıyoruz da ondan mı yoksa
Bir bütün olduğunu mutluluğun (Gelincikler)
 

7 yorum:

  1. Abicim şu linkleri ayrı sayfada açtır, bi daa dönemiyoruz sayfana.

    Uyar babayı da böyle toplamıştı YKY. Salı günü gitcem,alırım ben bu kipatları:p
    sonradan not: yorum doğrulama varsa yorum yok :p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fare kullanıyorsan ve orta tuşu varsa onunla tıklayınca linkleri yeni sekmede açılır ya da sağ tıklayıp yeni sekmede aç diyebilirsin ya da Ctrl'ye basılı tutarken tıklarsan da yeni sekmede açılır. Seç beğen al. :)

      Yorum doğrulama kullandığımı dahi bilmiyordum ya, kaldırdım. Uyarı için teşekkürler. Çok samimiyetsiz gelebiliyor tabii bazı insanlara. :)

      Sil
  2. aa adama bak, seç beğen al diyo,ülen yorumcu -okuyucu velinimettir blog dünyasında, tamam öyle yaparım diyceğine :p Daha da yorum yapmam,üzül bakalım sen :p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte bunların hepsi önyargı. :) Öyle bir ayar varsa yerini bilmediğimden dolayı aklıma gelen çözüm önerilerini sundum. Nalet olsun içimdeki insan sevgisine zaten, niye o kadar açıklama yapmışsam hakikaten! :p

      Sil
  3. Kafiye ve redif endişesi olmadan yazılmış şiirleri ben de çok seviyorum.
    Daha bir özgür kalıyor ifadeler..

    ''Bir saat ne kadar yaşar bir eskici dükkanında
    Bir ırmak bir taş köprüye sarmaşıksa''

    oldukça anlam yüklü,düşündürücü, hoş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman bence sen okuma fırsatın olursa bu kitabı (ve pek tabii ikincisini de) çok beğenirsin. Diye düşünüyorum en azından. :)

      Sil