6 Ocak 2013 Pazar

Hobbit (Kitap + 1. Film)

Orta Dünya'yı seviyorum. Fantastik edebiyatı sevmemin en büyük sebebidir Tolkien amcam. Böyle bir hayal dünyası, böyle bir detaycılık, bu kadar yıla yayılmış çalışmalar, yeni bir dünya tasviri, haritaları, ırkları vs... Adamın yazdıklarının çeyreğini hayal bile edemezdim ben, öyle böyle ezilmiyorum okudukça.

Ezik bir girişten sonra merhaba sevgili insancıklar. Nasılsınız? :)

Hobbit'i geçen hafta bitirmiştim ama filmi görmeden yazı yazmak istemedim. Önce kitaptan bahsetmek istiyorum birkaç cümleyle. Tolkien'in yayınladığı Orta Dünya hazinesine baktığımızda önce Hobbit'i çıkardığını görüyoruz. Her ne kadar Peter Jackson amcamız sayesinde önce Yüzüklerin Efendisi üçlemesini izlemiş ve duymuş olsak da (genel sinema izleyici kitlesi için konuşuyorum) iki kitap arasında yirmi yıllık bir yayınlanma zamanı farkı var. Bunu da bilmek lazım.

Hobbit, Tolkien'in çocuklar içn yazdığı bir kitap aslında. Onun için epeyce masalsı. Yani Yüzükleri Efendisi ne kadar epikse ve romansa, Hobbit de bir o kadar naif ve masal. Bu beklentiyle okumak, izlemek lazım. Bu masalsılığından dolayı da kitapta her şey çabucak olup bitiyor. Hatta yarısını bitirmek için biraz sabır gerekiyor bile diyebilirim. Sonraki yarısı daha güzel ve heyecanlı ama.

Filme gelirseeek... Oldukça olumsuz eleştiri falan var film hakkında ama ben beğendim. Zaten hayatımda ilk defa IMAX 3D formatında film izlemişim ve o da Hobbit'ken hiiiç çamur atamazdım. Yediremezdim yani kendime. Ama fırsatı olan da bu formatta izlemeli kesinlikle. Hatta ülkemizde HFR 3D olsa onda izlerdim bir şey yapıp. Amma lakin ki mukadderat, bizde teknoloji paraşütle düşen jeton gibi olduğundan belki bizden sonraki nesil izler o formatta. Abarttım sanki biraz, evet.

Filmin açılışını, açılış zamanlamasını, Erebor tasvirini, müziklerini, kitap dahilindeki bilgiler haricinde genel olarak Silmarillion ve Bitmemiş Öyküler'deki genel bilgiler ile harmanlanmış sahnelerini vs. çok beğendim. Üç saate yakın bir süresi var ama dokuz saat de olsa gıkım çıkmadan oturur izlerdim. O kadar zevk aldım yani, varın gerisini siz anlayın.

Son olarak 'iyi de bu kartallar ne ayak, niye her istediklerinde gelmiyorlar ya da son durağa kadar taşımıyorlar' şeklinde bazı sorular görüyorum nette. Bunun için de klasik olarak şu cevabı vermek istiyorum: bunu bilen liseli değildir! Ağır olmuş olabilir ama okumak o kadar da zor bir iş değil, okuyup öğrensinler bir zahmet.

Şimdi işin yoksa ikinci film için bir yıl, son film için de ondan sonra altı yedi ay daha bekle. Ha sıkıntı ya, darlatıyorlar insanı. Bir de üç filmin yayınlanmasının ardından çıkmasını bekleyeceğimiz genişletilmiş versiyonlar... Oooof off!

Dipnot: Martin Freeman'dan on numara bir Bilbo Baggins olmuş ama bence biraz daha ne bileyim esprili, yerinde duramayan birisi olabilirdi. Sanki bizim bildiğimiz Bilbo daha bi fırlamaydı. :)

Son Dipnot: Bilmece oyunundaki Gollum performansı için Andy Serkis'e çok ama çok büyük sempati ve saygı duydum. Öyle böyle değil.

6 yorum:

  1. genelde
    bu tarz filmleri hiç izlemiyorum, yüzüklerin efendisini bile izlememiş
    bi insanım o kadarını söyleyeyim. ama hobbit 1'i izlemiştim ve çok
    eğlendiğimi hatırlıyorum. o sebepten 2.sine de gittim ama ilki kadar
    beğenmedim. ilki çok daha eğlenceliydi bence. 3.ye gider miyim?
    muhtemelen gitmem.
    bu arada bu filmler sinemada izlenmeli bence. çılgın efektler, yüksek
    ses falan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tam üstüne bastın sayın Adsız. Bu gece saat 1'de gideceğiz ikincisine, hem de ayıptır söylemesi IMAX salonda izleyeceğiz. Şunun şurasında ne kaldı, di mi? :)

      Sil
    2. vay
      be, çalışan insanın haftasonu zevki de böyle oluyor işte. nasıl oluyor? kıskanılacak şekilde))

      Sil
    3. Fakat şöyle de bir durum var ki şu anda ofisteyim. İş güç de mühim, eğlence de. :)

      Sil
    4. eğlendirirken
      bir anda düşündüren bi fıkra gibi oldu bu))

      Sil
    5. Evet, sanki biraz öyle oldu. :)

      Sil