7 Eylül 2013 Cumartesi

Hissiyat, #3

Bazı gözler var, bakmaya doyamıyorum. Fakat tuhaf bir şekilde bakamıyorum da. Sanki baksam bitecek gözler, tükenecek. Başka yerlere bakıyorum, yüzüne bakıyorum örneğin. Ama gözlerine bakamıyorum. Gizlemeye çalıştığım bir şey mi var acaba?

Bazı sesler var; sussa dinlerim, konuşsa susarım. Yine dinlerim, hep dinlerim. Yeter ki o sesten olsun. Karşımda olsun, çok uzakta olsun fark etmez; sadece olsun yeter. Varlığı yeterince büyük bir armağanken sürekli yanımda olmasını talep etmiyorum zaten. Hiçbir şey mükemmel değil; hayat da değil, ben de değilim, sen de değilsin.

Bazı yerler var, gitmesem de orada hissettiğim. Belki de hiç ayrılamadığım... Köklerim orda da gövdem burda, gibi. Aklım orda da bedenim burda, gibi.

Bazı insanlar var, evet; ancak bazıları da hiç yok. Kara vicdanlılar herhalde. Ömrümün ne zaman biteceğini bilmeden yaşayarak yeterince risk almışım zaten, değsin bari. Bir an önce gelin ki değsin. Yoksa, öyle inanıyorum ki bilinç ölümsüz; bir yerde, bir şekilde ben sizi bulur, bunun hesabını sorarım.

Bazı şarkılar var, beynimde özel hücre tahsis edilmiş kendilerine. Ben etmemişim ama. Onlar ayarlamışlar ben farkında olmadan. Ne zaman duysam gözümün görmesi gerekenle gördüğü; beynimin düşünmesi gerekenle düşündüğü şaşıyor. Tutmuyor birbirini. Bir şarkı, belki sadece bir nota duruma göre günler veya yıllar öncesine götürebiliyor beni. Demek ki aslında zamanda yolculuk zaten var; lakin sadece geriye.

Bir de bazı düşüncelerim var ki, ifade etmeye çalışsam çok basit görünecekler. Onun için kelimelere dökmüyorum, dökemiyorum. Kafamın içinde büyük ve önemli kalsınlar. Biz bize yeteriz.

Son olarak bir de şu var; hepinizin aynen bu ve benzeri şekillerde bir sürü hissi, fikri var. Biliyorum. Hepimiz adına Orhan Veli'den bildiriyorum: Anlatamıyorum.
 

2 yorum: