22 Haziran 2013 Cumartesi

Wilhelm Reich - Dinle Küçük Adam

Sayfa sayısıyla içeriği arasında devasa bir ters orantı olan bu güzide eser ile yine ben...

Böyle mükemmel kitaplar hakkında yazı yazarken zevzeklik yapmak istemiyorum, düşüncesi bile vicdan azabı veriyor. Ama gelin görün ki, kendimi tutup tutamama konusunda da söz veremiyorum. Allah beni de böyle yaratmış işte, n'apayım?

Yaklaşık bir yıldır okuma listemin en tepelerindeydi Dinle, Küçük Adam. 160 sayfalık bu dev eserde Wilhelm Reich kelimenin tam anlamıyla döktürmüş, ezmiş, dövmüş, yerin dibine dibine sokmuş, sonra üşenmemiş ordan çıkarmış ve bir daha sokmuş. İnsanın kafasına kafasına vurmuş. Fakat o kadar güzel, yalın anlatmış ki her şeyi, anlamamak veya yanılgıya düşmek bile mümkün değil. Tabii sanırım burda çevirmeni de takdir etmek lazım ki kendisi benim okuduğum Arya Yayıncılık baskısında Yezda Erdem oluyor.

Kitapta Küçük Adam olarak bahsedilenler bizleriz. Toplumu oluşturan, yöneticileri seçen, olur olmadık şeyle gaza gelen her bir tekil birey olan bizleriz. Tüm kitap boyunca bize anlatıyor Reich, tamamı konuşma havasında geçiyor. Kitabın girişinde de ben bu kitabı insan konulu bir denemem olarak nitelendiriyorum demiş. Gerçi o deneme demiş ama ben akademik bir yayın gözüyle bakacağım bu saatten sonra.

Burda bugüne kadar toplamda herhalde elli tane kitap hakkında atıp tutmuşumdur. Genelde de bu kitabı türü sevenler kesin okusun şeklinde ifadeler kullanmışımdır ama bu kitabı istisnasız, kayıtsız şartsız herkes okusun istiyorum.

Altını çizdiğim yerlerden bazılarını buraya almak isterdim ama neredeyse kitabın tamamı(!) altı çizili halde. Onun için sadece kitabın arka kapağındaki üç alıntı ile bitireceğim. Tabii bu arada yine belirtmeliyim ki içinde bulunduğumuz dönem içerisinde okunması kesinlikle ve kesinlikle daha anlamlı olacak bir kitap oluyor kendisi.

* Hitler'cilerin milyonlarca insanı öldürmelerinden sonra, kalkmış onları asıyorsun. Milyonları öldürmeden önce nerdeydin peki, o zaman ne düşünüyordun? Düzinelerle ceset oturup düşünmen için yeterli neden değil miydi? İnsanlığının kıpırdanması için milyonlarca ceset mi gerekliydi?

* Ne kurşun sıkma ne de darağacına çekme seni içinde bulunduğun bataklıktan çekip çıkaramaz. Şöyle bir kendine bak, Küçük Adam. Kurtuluşunun tek yolu, tem umudun budur, kendine bak!

* Senin şu kadarcık özgüvenin olsaydı, günlük yaşamında kendine azıcık saygılı davransaydın, yaşamın sensiz bir saatçik bile sürmeyeceğini azıcık sezseydin, dünyadaki hiçbir polis gücü seni ezecek kadar güçlü olamazdı.

Bu da özellikle eklemek istediğim bir alıntı, hoşça kalın.

* Görüşleri açıklamada eşit hak tanındığı sürece akılcı görüşlerin en sonunda her şeyi yenmesi gerekir.
     

2 yorum:

  1. Öncelikle, merhabalar!

    Biraz önce blogunuzu keşfettim ve okuduğunuz kitapları incelerken Wilheim Reich ismi dikkatimi çekti.
    Bir yerlerde ya okudum ya duydum ama hala hatırlayamıyorum fakat ilginç bir kişi olsa gerek.
    Yorumunuza da katılarak en yakın zamanda, bu kitabı okumaya karar verdim. Bakalım nasılmış? :)

    İyi çalışmalar ve bol okumalar diliyorum!

    Zamanınız olursa, naçizane bloguma da beklerim.
    http://yazimcakitap.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar,

      Bence okuduğunuza pişman olmazsınız, gerçekten çok güzel bir kitaptır. İnsanın kafasına kafasına vurur.

      Teşekkür ederim, size de iyi çalışmalar ve bol okumalar. Bir iadeyi ziyaret boynumun borcudur. :)

      Sil